Şelale Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, Manavgat Şelale, Manavgat Diş hekimi, Diş hastanesi, Manavgat Diş, Şelale Diş, Estetik Diş, Zirkonyum, İmplant, Diş beyazlatma, Dişçi, Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği
  • Bize Ulaşın : +90 242 742 50 69

  • Bize Ulaşın : +90 242 742 50 69

  • Bize Ulaşın : +90 242 742 50 69

Merak Ettikleriniz


İmplant, çeşitli nedenlerle kaybedilen dişlerin yerine onların fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleridir.

Yüz estetiğinin bir parçası olan dişlerin kaybı psikolojik ve sosyal problemlerin yanı sıra besleme, sindirim sorunları ve konuşma bozukluklarına da yol açmaktır.

Diş eksiklikleri doğal dişlere bağlanan köprü protezleri veya çıkarılıp takılan hareketli protezler gibi klasik yöntemlerle tamamlandığı gibi implant destekli protezlerle de yapılabilir.

Tek veya daha fazla diş eksikliklerinde:

Tek diş eksikliklerinin implant ile tedavi edilmesi, köprü ile restore edilmesine göre daha koruyucu bir tedavi şeklidir. Köprü protezi yapılabilmesi için sağlıklı dişlerin küçültülerek üzerlerinin kaplanması gerekecektir ve bu köprünün belirli aralarla değiştirilmesi ekonomik olarak da bir yük getirecektir.Bunun yerin eksik diş veya dişlerin boşluğuna yerleştirilecek implantlar sayesinde, yandaki dişlerde herhangi bir işleme gerek kalmadan tedavi uygulanabilir.

Tam Dişsizlikte:

Ağızda hiç diş kalmadığı durumlarda bulantı refleksi ve protezin tutuculuğunun yeterli olmaması nedeniyle hareketli protez kullanılamıyorsa, implant destekli protezler hastaya konforunu iade etmektedir.

 

İmplant ileri derecede kontrol edilemeyen diyabet gibi bazı sistemik hastalıkları olan kişiler dışında herkese uygulanabilir. İmplantlar titanyumdan yapıldıkları ve doğal diş kökünü taklit ettikleri için doku uyumludurlar veya herhangi bir alerjik ve toksit rahatsızlığa neden olamazlar.

Muayene ve planlama:

İmplant multidisipliner bir yaklaşımla yapılır. İmplantı çene kemiği içine yerleştirecek cerrahi uzmanı ile implant üstü protezi yapacak protez uzmanı birlikte çalışırlar.

Muayene aşamasında detaylı bir ağız içi muayene ile diş etleri, alt ve üst cenenin ve dişlerin birbirleriyle olan ilişkileri gibi durumlar incelenir. Klasik radyografilerin yanı sıra komplike vakalarda üç boyutlu tomografi alınarak özel bir cihazda cenenin aynı ölçüde modeli elde edilerek implantların yerleştirileceği bölgeler en az hatayla planlanır. Planlama ve bu planlamanın sonrasında yapılacak tedaviler hastalarla detaylı konuşulur.

İmplantların yerleştirilmesi:

İyi bir tedavi için doğru bir planlama kuşkusuz en başta gelir.daha sonrasında yapılacak operasyonun uzman, deneyimli bir ekip yeterli ekipman ve tüm sterilizasyon şartlarının sağlandığı bir ortamda yapılması kuşkusuz çok önemlidir. İmplantlar diğer diğer diş tedavileri gibi lokal anestezi ile uygulanır. Fakat çene kemiğinin yeterli olmadığı ve greft dediğimiz doku ilavesinin gerekli olduğu bazı vakalarda, uzun operasyonlarda veya aşırı stresli hastalarda genel anestezi sedasyon altında konforlu bir şekilde operasyon yapılır.

Protezlerin yapılması:

Ameliyattan sonra osseointegrasyon denilen implantın kemik yüzeyine bağlanması için bir süre beklenir. Bu süre kemiğin yapısına göre değişir. Bu süre tamamlandıktan sonra üst yapı yapılır. Operasyondan sonra protezler yapılıncaya kadar estetik ve fonksiyonun devamı için geçici protezler yapılır.

Biberonla beslenen ve biberon ağızdayken uyuma alışkanlığı olan çocuklarda inek sütü veya anne sütünün doğal olarak içerdiği şeker veya sütün içerisine katılan bal pekmez gibi şekerli maddelerin gece boyunca diş yüzeylerinde bulunması sonucunda özellikle ön grup dişlerde meydana gelen çürüklerdir. Bu durumu engellemek için çocuğun biberonla uyuması engellenmeli, beslenmeden sonra dişler fırçalanmalı veya ıslak bir tülbentle silinmeli, bunlar yapılamıyorsa en azından çocuğa son olarak su içirilmelidir.

İlk süt dişinin sürmesiyle beraber ağız ortamının temizlenmesi sağlanmalıdır. Anne babalar ıslak bir gazlı bez ya da tülbent yardımıyla dişleri temizlemelidir. Arka gruptaki azı dişlerinin sürmesinden sonra (2.5-3 yaş) çocuk, diş fırçalamaya başlamalıdır. Bu yaşlardaki çocuklar etkin bir fırçalama yapamazlar. Esas amaç çocuğa diş fırçalama alışkanlığının kazandırılmasıdır. Yeterli temizliği sağlayabilmek adına anne babaların kontrolü şarttır. Çocuğu fırçalama işlemine alıştırmak adına onunla beraber diş fırçalamak iyi bir yöntemdir. Sabah kahvaltıdan sonra akşam yatmadan önce ikişer dakikalık fırçalama yeterli olacaktır.

Çocuklar için özel olarak üretilmiş ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak kıllara sahip bir fırça kullanılması uygundur. Çocukların diş fırçalama sırasında tadını çok sevdikleri diş macunlarını yutması olasıdır. Buna önlem olarak 3 yaşından küçük çocuklarda diş macunu kullanılmaması tavsiye edilir. 3 yaşından büyük çocuklarda da yine çocuklar için özel olarak üretilmiş flor oranları düşük diş macunlarından bezelye tanesi kadar kullanılması yeterli olacaktır.

Süt dişleri çıktıktan sonra düşme zamanlarına zaman ağızda belli başlı görevleri yerine getirirler. Süt dişlerinde bir çürük varlığında öncelikle ağrı çocuğu rahatsız edecektir. Dişlerdeki çürükler tedavi edilmediğinde hem ağrı hem de dişlerdeki madde kayıpları nedeniyle çocuk etkin bir çiğneme yapamayacak, beslenme bozuklukları oluşabilecektir. Öte yandan estetik açıdan dişlerin kötü görünümü çocuğun özellikle sosyal ortamlarda sıkıntı yaşamasına, psikolojik olarak etkilenmesine yol açacaktır. Bir diğer önemli sonuç da süt dişlerindeki çürüklerin ilerlemesiyle oluşacak enfeksiyonun altındaki sürekli diş germine zarar vermesidir. Çürükler tedavi edilmediğinde ilerleyerek dişin çekimine gerek duyulduğunda o dişin yerine gelecek sürekli dişin boşluğunu koruyabilmek adına yer tutucu denen apareylerin yapılması gerekecektir. Bunun yerine o süt dişinin tedavi edilmesi hem daha sağlıklı hem de daha kolay bir işlemdir.

Dişler sürerken çocuklarda ağrı, ateş, ishal, tükürükte artış, dişleri kaşıma ve sürekli bir şeyler ısırma hissi, iştahsızlık görülebilir.

Düşme, çarpma, trafik kazaları, spor yaralanmaları gibi çeşitli travmalar sonucunda dişlerde veya yumuşak dokularda birtakım zararlar meydana gelebilir. Dişlerde sallanmalar, kırılmalar, dişin kemik içerisine gömülmesi veya tamamen yerinden çıkması; yumuşak doku yaralanmaları söz konusu olabilir. Bu gibi durumlarda dişin kırılan parçası veya tamamı çıktıysa diş bulunup köküne dokunmamaya çalışarak süt, tükürük veya serum içerisinde saklanmalı; en kısa sürede diş hekimine başvurulmalıdır.

Süt Dişleri

Orta ve Yan kesiciler : 6-12 ay

1.Süt azıları : 12-18 ay

2.Süt azıları : 18-24 ay

Köpek dişleri : 24-30 ay

Daimi Dişler

1.büyük azı dişleri : 6 yaş

Orta kesiciler : 6-7 yaş

Yan kesiciler : 7-8 yaş

Üst köpek dişleri : 12-13 yaş

Alt köpek dişleri : 9-10 yaş

1.küçük azı dişleri : 9-10 yaş

2.küçük azı dişleri : 11-12 yaş

2.büyük azı dişleri : 12-13 yaş

3.büyük azı dişleri : 18-24 yaş

Çocuklar, sabah kahvaltıdan sonra akşam yatmadan önce dişlerini anne babalarının gözetiminde fırçalamalıdır.

Şekerli gıdalar, asitli içecekler dişlerin en büyük düşmanıdır. Bu tip gıdalar olabildiğince az tüketilmeli, sonrasında dişler fırçalanamayacaksa en azından su içirilmelidir.

Bebeklerde gece uyumadan önce biberonla şekerli, ballı sütlerin verilmesi “biberon çürüğü” denen diş çürüklerini meydana getirebilir. Biberon kullanımı olabildiğince azaltılmalı, uyumadan önce diş fırçalama alışkanlığı kazandırılmalı, dişleri henüz sürmemiş bebeklerde ağız ortamı temiz bir tülbentle temizlenmeli, yine en azından bebeğe son olarak su içirilmelidir. 

Çürük oluşma riskinin yüksek olduğu düşünülen çocuklarda flor uygulamaları yapılarak dişlerin yapısı güçlendirilir, fissür örtücüler uygulanarak dişte çürük oluşumu engellenebilir.

1 yaşından itibaren çocuklar diş hekimi ile tanıştırılmalı, 6 ayda bir kontrol muayenesi yapılmalıdır.

Beslenme alışkanlıkları düzenlenmeli, öğün aralarında abur cubur yenmesinden olabildiğince kaçınılmalıdır.

Süt dişleri, yapılarındaki farklılıklar nedeniyle daimi dişlere oranla çürümeye daha yatkındır. Şekerli, asitli yiyecek ve içeceklerin diş yüzeylerinde uzun süre kalması, çocukların ağız hijyenine yetişkinler kadar dikkat edememesi, sağlıksız beslenme gibi faktörlerin etkisiyle süt dişlerinde çürükler meydana gelir.

Çocukta ağrı şikayeti oluşturmasının dışında süt dişlerinde çürüklerin tedavi edilmemesi sonucu çürük ilerleyerek alttan gelecek olan sürekli dişe zarar verebilir. Ayrıca çürük ilerleyerek diş kaybedilebilir. Bu durumda sürekli dişin yerini korumak amacıyla "yer tutucu" denen apareyler yapılmadığı takdirde diş dizilerinde çapraşıklık meydana gelebilir. Bu durumda ise ortodontik tedavi ihtiyacı doğabilir.

Süt dişlerindeki çürükler temizlenerek uygun tedaviler yapılır ve düşme zamanlarına kadar sağlıklı bir şekilde ağızda kalmaları sağlanır.

Gingivektomi (Diş Eti Seviyelerinin Düzenlenmesi)

Güldüğümüzde diş eti boylarının kısa olması nedeniyle diş etlerinin aşırı göründüğü veya dişetlerinin asimetrik olduğu durumlara sıkça rastlarız. Bu gibi durumlarda diş hekiminizin yapacağı bir müdahale ile diş boyları uzatılabilir. Diş eti harmonisi sağlandıktan sonra gerek duyulduğu hallerde yine hekiminizin yapacağı müdahalelerde dişlerde çeşitli estetik düzenlemelere gidilir.

 

Beyazlatma

Diş rengi doğuştan koyu olan veya sonradan çeşitli nedenlerle diş rengi sararmış hastalarda uygulanabilir.

İki şekilde uygulanır:

Home (ev) tipi: Ağızdan alınan ölçüye göre ağız için özel plak hazırlanır. Hekim tarafından hastaya verilen özel jeli hasta belli periyotlarla kendisi uygular.

Office (klinik) tipi: Klinik ortamında diş etleri izole edildikten sonra dişlere sürülen özel bir jel ışık cihazıyla aktifleştirilir.

 

Laminate Vener Kuronlar (Yaprak Porselenler)

Alışılagelmiş protez uygulamalarından farklı olarak dişin tümü küçültülmeden sadece dişin ön yüzünden hafif aşındırmalar yapılması yeterlidir. Uygulama esnasında ilgili dişlerin üzerinde 0.3 - 0.7 mm. diş dokusu kaldırılır ve ölçü alınır. Hazırlanan yaprak şeklindeki ince porselen tabaka diş üzerine yapıştırılır. Dişlerden çok az doku kaldırılmasından dolayı yapılan en konservatif (koruyucu)  protez uygulamasıdır.

Tam Seramik Kuron ve Köprüler

Metal destekli porselen kaplamalar ne kadar estetik yapılmaya çalışılsa da, ışık, porselen kaplamanın hemen yüzeyinde geri yansır ve uygulandığı dişin diş etine ışık iletimini engeller. Bu durum doğal dişlere oranla daha yapay bir görünüme ve özellikle ön dişlerin diş eti bölgesinde gölgelenmelere neden olabilir.

Üst ön keserler gibi estetiğin önemli olduğu dişlerde veya metal alerjisi olan hastalarda alt yapısı da porselen olan kaplamalarda yapılarak bu sorunlar ortadan kaldırılıp son derece estetik sonuçlar ortaya çıkarılabilir.

Porselen İnleyler  (Porselen Dolgular)

Porselen diş ve diş etiyle en uyumlu malzemedir. Ayrıca, kompozit dolgularda yapıldıktan belli bir zaman sonra karşılaşılan renklenme durumu porselen inleylerde ilk yapıldığı andan itibaren sahip oldukları estetik ve koruyucu özelliklerini uzun yıllar muhafaza eder.

Eğer mevcut estetik sorunların giderilmesi için kapsamlı bir tedaviye ihtiyaç duyuluyorsa, diş eti hastalıkları ve ortodonti uzmanlarıyla beraber gerekli konsültasyonlar yapılır. Hastanın da beklentileri doğrultusunda yüz ve dudak yapısına uygun yeni bir gülüş tasarlanır. Ağızdan alınan ölçüler ile laboratuvar ortamında oluşturulan modeller üzerinden tasarlanan gülüş hastaya gösterilir. Bu sayede hasta benzer sıkıntıları yaşamış olan kişilerin ilk hallerini ve tedavi sonrasında elde edilen sonuçları görebilir.

Estetik diş hekimliğinde hedef, kişinin yüzüyle uyumlu, doğal görünümlü form ve renkte yapay dişler yaratabilmektir. Doğallıktan uzak, abartılı form ve renklerdeki yapay dişler, ilk bakışta amatör bir göz tarafından bile hemen fark edilir. Bu nedenle estetik diş hekimliğinde, titiz bir hazırlık ve planlama evresi gereklidir.

Klinik ve Radyolojik Muayene:

Estetik çözümlere geçmeden önce ağız ve diş sağlığının değerlendirilmesi amacıyla genel bir ağız ve diş muayenesi yapılır. Hastanın tüm ağız röntgeni (panoramik röntgen) alınarak nasıl bir yol izleneceğine karar verilir.

Model:

Üst ve alt çeneden ölçüler alınarak dişlerin ve çevre dokuların modeli elde edilir. Ve modeller üzerinde değerlendirme yapılır.

Fotoğraflama:

Yüz, gülüş, profil ve ağız içi fotoğrafları alınarak her açıdan görüntü elde edilir.

Planlama:

Hastadan alınan fotoğraf ve modeller üzerinde dişlerin ve diş etlerinin estetik açıdan sorunlu olan bölgeleri tüm yüz bölgesi düşünülerek değerlendirilir. Bu değerlendirilmeler sırasında hastaya kendi fotoğrafları ve modelleri üzerinde estetik açıdan sorunlu olan sahaları gösterilir, sorunların nasıl giderilebileceği konusunda bilgi verilir ve hastanın estetik düzenlemesi ile ilgili tedavisinin planlaması yapılır.

Üst çene arka bölge dişlerinin çekilmesinin üzerinden uzun zaman geçmesiyle sinüsler bu bölgelere doğru sarkmaktadır. Bu durumda kemik kalınlığında meydana gelen azalma implant yapımını zorlaştırır. Kemik kalınlığını arttırmak için basit bir cerrahi işlemle sinüs zarı yukarı kaldırılarak kemik tozu yerleştirilir ve kemik implant yapımına uygun hale getirilir.

Kanal tedavisine cevap vermeyen dişlerde kök ucunda bulunan iltihabi dokunun cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Bu yöntemle birçok ön bölge dişi çekilmeden uzun yıllar ağızda kalabilmektedir.

Çürük:  20 yaş dişleri geride olduğundan ve pozisyonlarının durumundan dolayı genellikle zor temizlenir ve çok kolay çürürler. Bu dişlerin anatomik yapılarından dolayı çoğunlukla kanal tedavisi yapılamamaktadır ve çekilmektedir.

Diğer dişleri sıkıştırması: 20 yaş dişlerinin düzgün pozisyonda sürmemesinden dolayı ön dişlere yaptığı basınçla bu dişlerin zamanla yer değiştirmesine neden olmakatadır. Ayrıca 20 yaş dişlerinin eğimli konumlanması bakteri birikimine ve önündeki dişin de çürümesine neden olmaktadır.

Perikoronitis (çevre dişetinin iltihabı):  20 yaş dişleri kısmen gömük kaldıkları durumlarda üstündeki dişetiyle arasında biriken bakterilerin yol açtığı bir enfeksiyon gelişebilir. Bu esnada yüzde şişme, ağız açmada zorluk, ağrı, ağız kokusu, lenf bezlerinde şişlik ve ateş gibi durumlar görülebilir.

Yanak ısırma: 20 yaş dişleri genelde normal pozisyonda süremediklerinden hastalarda yanak ısırması ve mukozada yaralanmaları oluşabilir. Böyle durumlarda 20 yaş dişleri normal fonksiyon da görmediklerinden çekilmesi uygundur.

Kist oluşumu: 20 yaş dişleri tam olarak gömülü oldukları veya kısmen gömülü oldukları durumlarda bazı hastalarda kist oluşumuna sebep olabilmektedirler. Bu durum muayene esnasında hekiminizin çekeceği panoramik röntgenle teşhis edilebilmektedir.

Ağız diş ve çene cerrahisi, ağız içindeki gömük dişlerin çekilmesini , implant yapımını, sinüs lifting operasyonlarını, yumuşak doku ve dişlere bağlı kistik yapıların, tümörlerin cerrahi işlemler ile çıkartılmasını ve protez yapımına yardımcı olmak için ağzın sert ve yumuşak dokularında yapılan düzeltmeleri içerir. Ayrıca çene kırıkları ve kök ucu rezeksiyonları operasyonlarını gerçekleştirir.

Dişlerimiz çiğneme işlevinde büyük rol oynar. Yıllar vücudumuzun diğer bölgelerinde yaptığı harabiyeti dişlerimiz üzerinde de yapar ve diş kayıpları meydana gelebilir.

Meydana gelen diş kayıpları, eksik diş sayısına göre farklı protez tipleri ile giderilebilir.

Sabit protezler, zaman içerisinde meydana gelen diş kayıplarının, komşu dişler üzerine sabitlenen ve hastanın kendi dişi veya dişleri gibi algıladığı protez tipleridir. Tek bir diş üzerindeki madde kayıplarının giderildiği kuronlar veya diş eksikliklerinin tamamlandığı köprüler sabit protezler olarak adlandırılır.

Kuron:  Çürük veya travma sonucu dişte meydana gelen harabiyet, bazı durumlarda dişin büyük bir bölümünün kaybedilmesine ve dişin zayıflamasına yol açar. Bu durumlarda dolgu yeterli olmayacaktır. Dişin dayanıklılık açısından kuvvetlendirilmesi için metal-seramik veya tam seramik restorasyonlarla kaplanması gerekir. Dişin şeklini, rengini ve işlevini geri kazandıran bu kaplamaya kuron denilir.

Köprüler:  Köprü yapımı diş eksikliklerinin giderilmesinde kullanılan yöntemlerden bir tanesidir. Eksik diş veya dişler, komşu dişlerden destek alınarak yapılan köprülerle restore edilmeye çalışılır. Bu nedenle komşu dişlerin belli bir oranda küçültülmesi gerekir. Köprüler genellikle çiğneme kuvvetlerine dayanacak metal bir alt yapı ve estetiği sağlayan porselen üst yapıdan oluşur. Ancak günümüz teknolojisinde bazı durumlarda sadece porselenle daha estetik ve doğal köprüler yapılması mümkün olmaktadır.

Hareketli protezler, eksik dişlerin tamamlanmasında sıklıkla kullanılan tedavi yöntemidir. Eksik diş sayısının sabit bir protezle telafi edilmeyeceği durumlarda uygulanır. Protez çene üzerindeki eksik dişlerin bir kısmını tamamlaması halinde parsiyel protez, çenedeki dişlerin tümünün eksik olması durumunda ise total protez diye adlandırılır. Hepimiz protez kullandığımızda ağzımızdaki protezlerin hemen fark edileceğinden endişe ederiz. Ancak günümüz teknolojisinde, protezlerle doğal bir görüntü sağlamak ve hastanın estetik beklentilerini tam olarak karşılamak oldukça kolaylaşmıştır.

Eğer dişlerinizin tümünü veya bir kısmını kaybetmişseniz, protezler, görümünüzü, konuşmanızı, gıdaları ısırmanızı ve çiğnemenizi düzeltecektir. Protez yapılmaz ise, doğal dişler, eksik komşu dişlerin olduğu boşluğa doğru eğilebilirler; üst dişler aşağı, alt dişler yukarı doğru yer değiştirebilir. Bu durum da kalan dişlerinizin ısırma ve çiğneme işlevini sağlıklı yapmasını engeller.

 

Eğer hareketli proteziniz varsa, onların temiz tutulması önemlidir. Protezlerin temizlenmesi doğal dişlerin temizlenmesinden daha kolaydır.

Protezin kırılmaması için su dolu bir kap içinde yıkayın, böylece düşürürseniz kırılma olmaz. Orta sertlikte bir fırça ile her gün fırçalayın. Diş macunu veya sabun kullanabilirsiniz ama ağzınıza uygulamadan önce iyice durulayınız. Gece yatarken mutlaka protezleri ağızdan çıkarıp, su dolu bir kaba koyarak ağız içerisindeki dokuların tükürükle temas etmesini ve havalanmasını sağlamalısınız.

İmplantlar, eksik dişlerin tamamlanmasında kullanılan bir yöntemdir. İmplantın bir parçası cerrahi işlemle kemik içine doğal diş kökü gibi yerleştirildiği için, hastalar implantları gerçek diş gibi hissederler ve kullanırlar.

Bu işlem genellikle lokal anestezi ile yapılır. İmplantların çene kemiği ile kaynaşmasını takiben üzerine sabit veya hareketli protezler uygulanır.

Bilgi almak için başvurduğunuz takdirde, ilgili hekimlerimiz size tüm tedavi sürecinin nasıl olacağı konusunda detaylı bilgi vereceklerdir

Periodontoloji, dişleri çevreleyen dokular, iltihabi hastalıklar ve bunların tedavisi ile ilgilenen ana bilim dalıdır.

Periodontitis; diş ve dişi destekleyen dokuların (periodontal ligament, sement, alveol kemiği) yıkımıyla karakterize iltihapsal bir hastalıktır. Diş eti iltihabı alveol kemiğine (çene kemiği) kadar ilerlemiştir. Periodontitisin temel nedeni bakteri plağıdır ve mekanik olarak tedavi edilebilir. Ancak genetik, çevresel ve sistematik faktörler de hastalığın oluşmasında etken olabilir. Sistemik faktörler içinde diabet, kalp damar hastalıkları, epilepsi, down sendromu, AIDS, kan hastalıkları sayılabilir.

Toplumda yaygın olarak rastlanan periodontal hastalıkların ilk belirtisi diş etinde kanamadır. Diş eti kızarık, şiş ve parlak yüzeylidir. Çoğu zaman bu belirtilere, ağız kokusu, diş etinde kaşınma, kanama hissi, dişlerde hassasiyet de eşlik eder.
Periodontal hastalıklar toplumda çocukluktan yaşlılığa kadar her yaşta insanı farklı şiddette etkileyebilmektedir. Çoğu zaman hastanın ağrı gibi bir şikayeti olmadığı için belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Hastanın şikayeti olduğunda ise sağlam, çürüksüz dişler destek dokulardaki kayıplardan dolayı sallanarak kaybedilmektedir.

Periodontal tedavinin ana amacı umutsuz gibi görünen sağlıksız dişleri ağızda tutmaktır. Hastalığın tipi ve şiddetine göre değişik tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Bunlar; öncelikle ağız hijyeni eğitimi, diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirilmesi, rejeneratif, rekonstrüktif ve mukogingival operasyonlar olarak basitçe özetlenebilir. Aynı zamanda yüksek gülme hattı olan bireylerin diş eti estetiğini sağlamak da, periodontal tedavi kapsamındadır. Hastalığın tipi ve şiddeti; hastanın alışkanlıkları ve hekimi ile yapacağı işbirliği, ağız hijyeninin standardı, tedavi planlaması ve başarısını doğrudan etkiler.

Periodontal tedavi, erken teşhis ile gerekli müdahaleler yapıldığında sonuçları kesin ve hasta memnuniyetinin en yüksek oranda olduğu dişhekimliği hizmetidir. Unutulmamalıdır ki periodontal olarak sağlıklı olmayan dişlere hiçbir restoratif tedavi uygulanamaz.

Soru Sorun Uzmanına Sor